boykodcu2

3/7/2007 - İŞTE KATLİAM DİYE BEN BUNA DERİM...!

İŞTE KATLİAM DİYE BEN BUNA DERİM...!

MAVİ EMZİKLİ ÇOCUK

Mavi Emzikli çocuğun annesi Zaman'a konuştu
'Mavi emzikli çocuk' bir yıl önce Lübnan'daki katliamın sembolü haline gelmişti. Geçen zaman minik Abbas'ı unutturmadı ve annesinin acısı dinmedi. Anne Mura Kamil, "Yavrumun kokusu hâlâ burnumda." diyor.
Kana katliamında üç çocuğunu birden kaybeden Lübnanlı anne Mura'nın gösterdiği aile fotoğrafında yer alan 7 kişiden geriye 3 kişi kaldı. Zaman'a evinin kapısını açan acılı anne, "Biliyorum, onlar hâlâ burada. Kokularını alıyorum." diyor.

Minik Haşim'in annesi: Yavrumun kokusu hâlâ burnumda

 

 

İsrail'in 34 gün süren Lübnan saldırılarının üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Dünya kamuoyu, İsrail bombalarıyla hayatını kaybeden bini aşkın sivili ve kendi vatanında mülteci konumuna düşen bir milyon Lübnanlıyı çabuk unuttu. Ancak Güney Lübnan'daki Kana kasabasında, 29 sivile mezar olan binanın enkazından çıkartılan 'mavi emzikli bebeğin' yürekleri dağlayan fotoğrafı hafızalardaki tazeliğini hâlâ koruyor. Zaman, Lübnan vahşetinin simgesi haline gelen 9 aylık minik Abbas Mahmut Haşim'in annesini Kana'da buldu ve görüştü. Tarihe 'Kana katliamı' olarak geçen 30 Temmuz 2006'daki saldırıda 3 çocuğunu birden kaybeden kederli anne Mura Kamil Kemal'i (30), telafisi olmayan kayıplarına rağmen metanetli bulduk. Mura, Türk ve Müslüman olduğumuzu öğrenince samimi bir şekilde içini bize döküyor. Saldırılardan iki ay önce kocasını, Kana katliamında da 12 yaşındaki Cafer'ini, 10 yaşındaki Mehdi'sini ve minik yavrusu Haşim'i kaybettiğini söyleyen anne, "Her şeye karşı sabırlıyım. Allah verdi, Allah aldı." diyor. Evinin salonuna merhum eşinin ve çocuklarının fotoğrafını çerçeveleten Mura, "Biliyorum, onlar hâlâ burada. Kokularını alıyorum." diyor. Mavi emzikli bebeğin mezarı başına gidiyoruz. Mezar taşlarını, sanki yavrusunu okşar gibi şefkatle okşayıp gözyaşı döken anne Mura, Lübnan'daki katliama seyirci kalan dünyaya ve İsrailli annelere sesleniyor: "Tüm insanlar bunu görsün, özellikle İsrailli anneler. Ben tek çocuğumu değil, üç çocuğumu birden şehit verdim. Hangi anne buna katlanabilir ki?"

Katliam gecesi yaşananları sorduğumuzda Mura, o geceyi gözyaşları içinde şöyle aktarıyor bize: "Evim akrabalarımın evinden uzak. Arabamız da olmadığı için o akşam kocamın kardeşi bizi gelip güvenli olduğu için kendi evine götürdü. Gece, bodrum kat güvenli olur diye komşularla birlikte bodruma indik. Ben uçak seslerini fark etmiştim; ama yapacak bir şey yoktu. Allah büyük deyip kaldım. Bombardımanda ben ve çocuklarım enkaz altında kaldık. Sabaha kadar kurtarılmayı bekledim. 9 aylık yavrum kucağımdaydı. Ben kurtuldum; ama çocuklarım şehit oldu."

16 çocuğun hayatını kaybettiği Kana saldırısında, enkaz altından sağ olarak kurtulan tek çocuk olan Hasan Şelhub'u da buluyoruz. Hasan, mahallenin göz bebeği. Katliamda çocuklarını kaybeden aileler onu, kaybettikleri çocuklarının yerine koymuşlar. Birinci sınıfı bu yıl bitiren Hasan ise kaybettiği 6 yaşındaki ablasının hasretini çekiyor. "Yatağa yatıp ablam Zeynep'in duvarda asılı resmine baktığımda onu çok özlüyorum." diyen Hasan, baba Muhammed Şelhub ve anne Rabab Yusuf 'un tek tesellisi. Oğlu Hasan'ın başını okşarken gözyaşlarını tutamayan anne Rabab, ilk göz ağrısı olan Zeynep için, "Onu, şehit verdik, ama hâlâ bizimle gibi, hâlâ odasında oyuncakları ile oynuyor, sesini duyuyor, kokusunu alıyor gibiyiz." diyor. Hizbullah'ın verdiği parayla geçimlerini sağladıklarını söyleyen baba Muhammed Şelhub ise gelecekten ümitvar. Şelhub, "İsrail'i burada bozguna uğrattık. Şimdi ülkemizi refah günleri bekliyor." diye konuşuyor.

Beyrut'a dönüş yolu üzerinde saldırılar sırasında bize evinin kapısını açan Ermeni bir ailenin en küçük kızı olan Laila Hyait'e (Leyla Anne) uğruyoruz. Geçtiğimiz yıl evinde bizleri yaklaşık bir ay büyük bir konukseverlikle ağırlayan Laila anne, yine içtenlikle karşılıyor bizi: "Çok zayıfsın, hemen yemek hazırlayayım." O mutfağa yemek hazırlamaya giderken eşi Antoan Hyait (73) savaş sonrası sıkıntılarını anlatıyor. Turist olmadığı için Sur şehri merkezindeki büfelerini kapatmak zorunda kaldıklarını söylüyor. Evden dışarı adımını attığında kendini hâlâ savaşta gibi hissettiğini söyleyen oğlu Danny ise "Sanki hâlâ tepemizde uçaklar dönüyor gibi hissediyorum. Savaş sırasında nasıl korkmadan dışarıda gezmişiz hayret ediyorum. Yaptıklarım anormal şeylermiş. Akıllı birisi bunu yapmazdı." diyor.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2009-01-10 23:03:24 - filistin

Yazan
israili tüm islam alemi adına kınıyorum.allah israilin başına öyle bi bela versin ki bi daha küçükleri ezmesinler.
Bağlantı

2009-01-01 22:31:03 - israil vahşeti

Yazan
israilin bu yaptığını anlamıyorum. hitlerde onları katletmişti aynı acıları yaşamıştı ama oda şimdi filistine aynı katliamı yapıyor. asla yıkamazsın yok edemessin filistini sen yok olucaksın ama bu ölenlkewrin hesabını vereceksin israil kendi egolarını tatmin etmek için bebekleri, kadınları, halkı katledemessin bu hakkın asla yok ve olmayacak sana bu hakkı kimse vermedi. kendi halkında senin bayrağını yaktı sen içten yok oluyorsun ve olacaksın sen bittin israil bizde bir atasözü vardır kuduran köpek cami duvarına işer sen de şimdi kuduran bir köpeksin
Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

geleceklerini göremeyen onca çocuk yokluk ve sefaletle çatışıyor ve biraz daha haytta kalmaya calısıyorlar bir düşünün ''ya siz orda olsaydınız''

boykodcu2

birşey olmaz diyerek almayı düşündüğümüz bir kola 1000 cana bedel oluyor...!

boykodcu2

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Kategoriler

Arkadaşlarım

ufukyelyen
grouphersey
esmerclub
driftworld

Hakkımda

boykodcu2

bir düşünelim ya biz olsaydık çaresizliğin avcuda neler yapabilir kimlerden yardım bekleye bilirdik! o çocuk da bizlerden yardım beklıyor

boykodcu2